Ruhunu Dinlemek Üzerine: Kulak Ver Ruhuna, Belki Bir Şeyler Fısıldıyordur



Bazı sabahlar alarm çalar ama kalkmak istemezsin. Gözlerini açarsın ama günle pek anlaşamazsın. Ruhun o sırada çok uzaklardadır; belki Bali’de hindistan cevizi içiyordur, belki de bir çamaşır makinesinin içinde dönüyordur. Kim bilir?

İşte o anlarda ruhunu dinlemeyi denedin mi hiç?

Yani kulağını kalabalıktan çekip şöyle içeriye bir dönmeyi... Telefonu sessize al, ama gerçekten al. Sessizlik modu değil, ruh sessizliği! Biliyorsun, içimizde her şeyin cevabı var da biz genelde Google’a sormayı tercih ediyoruz. Halbuki bazen en iyi terapist, içindeki küçük yorgun çocuk.

Ama ruhu dinlemek kolay değil tabii. Zihnin sürekli "Çamaşır yıkandı mı?", "Akşam ne pişirsem?" ve "Yarın sabah kahve içerim değil mi?" gibi sorularla meşgul. Oysa ruh, derin konuşur. Şöyle der mesela:

“Beni dinle… Bugün hiçbir şey yapma.”

Ve biz ne yaparız?

“Tamam ruhçum, önce şu evi toparlayayım, üç mail atayım, biraz insanlara kendimi ispat edeyim, sonra dönerim sana.”

Ama dönmeyiz.

Çünkü bazen ruhu dinlemek, kendinle yüzleşmeyi gerektirir. Kırgınlıklarını, hayallerini, "Ben bunu neden yaşıyorum?" sorularını masaya yatırmak demektir. Üstelik bu masa IKEA değil, duygusal çöküş garantili bir masa olabilir.

Ama işin güzel yanı şu: Ruhunu dinledikçe hafiflersin.

Bazı günler sadece battaniye altına girip bir diziyle ağlamak da ruhu dinlemektir. Bazı günler kahkahalarla gülmek, sebepsizce gülümsemek de. Ruh ciddiyeti sevmez, samimiyeti sever. Kendine dürüst olmanı ister. Sahi sen en son ne zaman içten bir "N'aber?" dedin kendine?

Yani...

Bazen hayat çok gürültülü olur. Dışarısı hep bağırır. "Yetiş!", "Koş!", "Başar!", "Paylaş!", "Göster!" diye... Ama içindeki ses daha kısık bir tonda konuşur:
“Sen iyi misin?”

İşte bu soruya kulak ver.

Çünkü ruhunu duymaya başladığında, hayatın sesini de daha net duyarsın. Ve belki de o zaman, sabahları kahve yerine bir parça huzurla uyanırsın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Eskiye Duyulan Özlem ve Kalbin Arayışı: O Neşe Kaşığı Günler

Yaşamak mı? Sadece Gelecek İçin Tükenmek mi?

Biraz Durgun, Biraz Yorgun, Ama Huzurlu