Eskiye Duyulan Özlem ve Kalbin Arayışı: O Neşe Kaşığı Günler
Bazen bir şarkı çalar sokakta, rüzgarın uğultusuna karışır; o an çocukluğundaki bir yaz akşamına dönersin. Ne zaman olduğunu bilmediğin, ama hissettiğin o güzel günler gelir gözünün önüne. İçinde tarif edemediğin bir sızı... bir özlem belirir: Eski zamanlara... o iyi insanlara... gerçek sevgilere.
Hayatın içinde bazı dönemler vardır: Neşe kaşığı gibi. Ne eksik, ne fazla. Her şey tam kıvamında. Gülüşler samimi, dostluklar sahici, sevgiler hesap kitap bilmez. O anları yaşarken kıymetini tam bilemezsin belki, ama yıllar geçtikçe fark edersin: "Ah o günler..." dersin, "İçimi ısıtan insanlar yanımdaymış meğer."
Sonra zaman geçer. Hayat değişir. İnsanlar değişir ya da kaybolur. Ve sen bir sabah uyanırsın; kalbinin bir köşesinde bir boşlukla. Gerçek sevgiyi ararsın... Hani sana iyi gelen, içini titreten, ruhunu yormayan sevgiyi. Ama o sevgi bazen kayıptır, bazen de hiç gelmemiştir hayatına. Ve işte tam da orada başlar özlem.
Özlem, sadece bir kişiye ya da zamana değil; o duygunun kendisine olur. O samimiyetin, o coşkunun, o heyecanın... Belki bir gün biri gelir, kalbinin kıyısına dokunur. Göz göze geldiğinizde için kıpırdar. İşte o zaman, umut yine başını kaldırır: "Belki bu sefer..." dersin.
Mutluluk belki büyük şeylerde değildir zaten. Belki de, sadece bir gülüşte, sıcak bir bakışta, yağmur altında yapılan bir yürüyüşte saklıdır. Belki de hayatın anlamı, özlediğimiz o kısa ama gerçek anlarda gizlidir.
Ve biz… hep ararız. Gerçek sevgiyi, dostluğu, neşeyi. Belki de bu yolculuğun kendisi mutluluktur. Özlemle yürümek... ama hâlâ umutla.
Yorumlar
Yorum Gönder