Başlık: Ev Gibi Ev, Ruh Gibi Ev: Tadilatın İçsel Yolculuğu
Evi tadilata sokmak biraz da kendini baştan yaratmak gibi…
İnsan zamanla yıpranıyor, bazı şeyleri fark etmeden biriktiriyor; kırık dökük taraflarımızı halının altına süpürüyoruz. Tıpkı ev gibi… Duvar çatlıyor, musluk damlatıyor, pencere rüzgar alıyor ama alışıyoruz. Ta ki bir gün içimizde bir ses yükselene kadar: "Bu böyle gitmez."
Biz de öyle dedik.
Evimiz biraz hastaydı.
Sanki içimizdeki bir yer gibi…
Biz hastalanınca nasıl hastaneye gidip tedavi oluyorsak, evin de bir tedaviye ihtiyacı vardı. Tadilat bunun reçetesi oldu.
Tabii ki kolay olmadı.
Toz, gürültü, usta peşinde koşturmacalar, sabah kahvesini bile içecek bir köşe bulamamak… Ama bir yandan da heyecanlı, umut dolu bir süreç. Tıpkı insanın içini onarması gibi; eskiyi söküyorsun, yeniyi yerleştiriyorsun. Bazen ağlıyorsun, bazen gülümsüyorsun.
Banyoya yeni bir fayans döşerken geçmişten bir katman siliniyor sanki.
Duvar boyanırken içindeki karanlık bir köşe aydınlanıyor.
Mutfakta yeni dolaplarla birlikte yeni hayaller kuruluyor.
Ve o son gün… Her şey yerli yerinde, temiz, ferah. İçini açan bir huzur var.
Diyorsun ki: “İyi ki yapmışım.”
Çünkü ev sadece dört duvar değil.
Evin ruhu var, anısı var, hikâyesi var.
Ve bazen, evin içi bizim iç dünyamızdan daha dürüst. Ne eksikse, açıkça gösteriyor.
Tadilat; geçmişle vedalaşma, şimdiyle barışma ve geleceğe umutla bakma işi aslında.
Hem yorar hem iyileştirir.
Tıpkı hayatta olduğu gibi...
Evi yenilemek, biraz da kendini yenilemekmiş meğer.
Duvarları boyarken ruhumuzu da renklendiriyoruz.
Kırıkları onarırken içimizdeki boşluklara da el uzatıyoruz.
Bazen evin bir köşesinde yeni bir hayat başlıyor, farkında bile olmadan.
Peki ya senin ruhunun tadilata ihtiyacı var mı?
Yorumlar
Yorum Gönder