Bir Parmaklık Hikaye: Gerçek mi, Yoksa Sıradan mı?
Birbirimizin hikayelerine bakıyoruz ama görmüyoruz.
Herkes bir şeyler paylaşıyor: fotoğraflar, videolar, anlar...
Ama sadece bakıp geçiyoruz.
Birbirimize bakıyoruz ama yine de göremiyoruz.
Herkes kendi filminin başrolü.
Sen varsın sahnede, gerisi sadece figüran.
Bir parmakla geçip gittiğimiz hayatlar,
Belki de arkada son kez paylaştığımız bir hikaye kalıyor.
Sonrası mı? Sessizlik.
Herkes herkesle…
Ama aslında kimse hiç kimseyle değil.
Birliktelikler bol, derinlikler sığ.
Belki de zamanların en iyisiydi,
Belki de en karanlık çağ.
Herkes mutluymuş gibi yapıyordu,
Ama kimse gerçekten mutlu değildi.
Herkes kendi hücresindeydi,
Ama çoğu bunun farkında bile değildi.
Yine de dışarıdan bakınca her şey yolundaydı.
Öyle görünüyordu, sadece görünüyordu...
Kalpler kilitlenmişti,
Gözler körleşmiş,
Nefesler sessizce durmuştu.
Ama sorsan herkes “yaşıyordu”.
Sahi…
Buna yaşamak denir miydi?
Bence denmezdi.
Belki de Genco Erkal görseydi bu sahneyi,
Yıldız Kenter izleseydi bir köşeden,
Derlerdi ki:
“Yine mi insanların yüzlerinden ışıltı gitmiş?”
Yine mi çehreler asık, yine mi hüzün oynuyor başrolü?
Belki de sadece sıradandı hepsi.
Birbirinin aynısı, tekrar eden hikâyeler.
Ama senin hikâyen…
O gerçek mi?
Yoksa sen de sadece figüran mısın kendi sahnende?
Sahi...
Bu sahnede gerçekten yaşayan biri misin,
yoksa senin hikâyen de sadece parmakla geçilenlerden mi?
Evet shelby bu saate uykusu gelmedi yine aklına geleni yazmaya devam ediyor, iyi uykular gece bilmem hangi Hikâye 🫡
Yorumlar
Yorum Gönder