Biraz Durgun, Biraz Yorgun, Ama Huzurlu
Bazı günler vardır, ne tam mutluyum dersin, ne de üzgünüm. İçin kıpır kıpır değildir ama karanlık da değil. Sadece... sakinsindir. Dalgasız bir deniz gibi. Hafif bir rüzgar eser yüzünde, ne serinletir ne üşütür. İşte ben, tam da öyleyim bugün.
Biraz durgunum. Belki de fazla konuşmadım bugün. İnsanlarla değil, iç sesimle konuştum daha çok. Gözlerim pencereye takıldı birkaç kez. Geçip giden arabaları, yürüyen insanları izledim. Herkes bir yerlere yetişiyor gibiydi. Bense sanki zamanı durdurdum. Acelem yoktu. Çünkü bazen acele etmek, ruhu yorar.
Biraz yorgunum. Ama öyle fiziksel bir yorgunluk değil bu. Daha çok içten gelen, sessiz bir yorgunluk. Hayatın “çaba” kısmı biraz fazla gelmiş olabilir. “Her şey yolunda” demekle “her şey gerçekten yolunda” arasında ince bir çizgi var ya, işte o çizginin üstünde yürüyorum sanki. Dengeyi bozmamaya çalışarak. Ama bu yorgunluk bile huzurlu bir yerde dinleniyor içimde.
Ve evet… Huzurluyum. Nedensiz bir huzur bu. Belki bir kahve yudumunun sıcaklığında, belki biraz önce açtığım bir şarkının notalarında gizli. Belki de sadece nefes alıyor olmakta. Sade ve sessiz bir sevinç gibi. Kendi hâlimde oluşum, beni bana iyi geliyor.
Bazı günler böyle olmalı zaten. Ne çok kalabalık ne tamamen yalnız. Ne çok enerjik ne de bitap. Ortada, sade, gerçek… Gözlerin uzaklara dalsa da kalbinin bir köşesi hâlâ burada olduğunu hatırlatmalı sana.
Kendi iç sesime döndüğüm bir gün bu. Bir şeyleri zorlamadan, çözmeye çalışmadan, sadece olduğum gibi olduğum bir gün. Bazen hiçbir şey yapmamak da kendine yapabileceğin en büyük iyilik oluyor.
Bugün biraz durgunum, biraz yorgunum… Ama huzurluyum. Ve bu bana yetiyor.
Yorumlar
Yorum Gönder